banner137
banner25

İriş "meseleleri kırarak, dökerek değil dil dökerek, ter dökerek çözmektir!"

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa İriş ülke gündemi başta olmak üzere Edirne gündemini değerlendirmek üzere düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu.
Bu yıl 661'ncisi düzenlenen Tarihi Kırkpınar Yağlı güreşlerini değerlendiren İriş, Kırkpınar Yağlı Güreş müsabakaları gayet güzel ve sürprizlerle dolu geçtiğini belirterek emeği geçenlere teşekkür etti ve "Yeri gelmişken bir iki hususu ifade etmek isterim. Kanaatimizce artık Kırkpınar’ımızın yeri değişmelidir. Esasen güreş sporu için yüksek yaylalar tercih edilir. Oldukça efor gerektiren bu spor için yayla havası en uygun olanıdır. Bundan dolayı, Edirne Merkeze 15-20 km mesafede bile olsa, havadar, günün şartlarına uygun ve ihtiyaca cevap verebilecek yeni bir Kırkpınar Güreş Meydanı yapılması, hem güreş sporumuza hem de Edirne’mize çok şey katar. Diğer taraftan yağlı güreş geleneklerini uygulamada duyarlı olunmalıdır. Edirneliler olarak da Kırkpınar’a pehlivan hazırlamak için bir heyecan, bir istek oluşturmanın yollarını bulmalıyız"dedi.
Yaklaşan Kurban Bayramı için "Hakka yaklaşmanın, nimetleri paylaşmanın güzel bir sembolü"diyen İriş "Cenab-ı Hak, devletçe, milletçe huzur içinde bayramımızı kutlamayı nasip etsin"dedi.
Ülkenin içinde bulunduğu durumun sebep sonuç ilişkisinin doğru değerlendirilmediği için yaşandığını belirten İriş"Her zaman ifade etmeye çalıştığımız gibi pahalılık, işsizlik, geçim zorluğu gibi yaşananlar, birer sonuçtur. Sebep sonuç ilişkilerini doğru değerlendirip ona göre adımlar atılmadıkça, doğru sonuçlara ulaşamayız. Evet, yüksek enflasyon özellikle ücretli kesimin gelirlerinde büyük kayba sebep oldu. Hükümet de bu kaybı telafi etme adına, asgari ücrete yüzde 30 civarında artış yaptı. Bu artışla ele geçecek miktar ancak açlık sınırına yaklaştı.
Bu konuları yıllardır konuşuyoruz. Ama dikkat edelim, kayda değer bir iyileşme göremiyoruz. Neden? Yukarıda da belirttiğimiz gibi bunlar birer sonuçtur. Aynı şeyleri tekrar etmek, aynı sonuçları doğurur. Toplumumuzun tüm kesimlerinde bu gerçeği anlaşılır hale getirmek zorundayız. Yani sebep-sonuç ilişkilerini iyi tahlil etmeliyiz.
Peki bu sonuçların sebebi nedir? Basit tabirle gelirler, giderleri karşılamıyor. Bütçemiz denk değil. Her sene açık veriyor. Bu açıklar da faizle, borçla kapatılmaya çalışılıyor. Seneye yine açık. Tuzlu su gibi. Susadıkça içiyor. İçtikçe susuyor. Bu bir kısır döngü. Hedef, bu kısır döngüden çıkmak olmalıdır. Kanaatimizce bu konuda farkındalık ve hassasiyet oluşturmak, milli bir görevdir.
İşin can damarı, devlet bütçesinin de kurum bütçelerinin de hatta aile bütçelerinin de denkleştirilmesidir. Ancak o zaman huzura kavuşacağız. Tüm bütçelerin iki büyük başlığı vardır. Gelirler ve Giderler. Önce gelirleri artıracağız. Nasıl? Başta yetişmiş insan varlığımız olmak üzere tüm kaynakları harekete geçireceğiz. Tarımdan ticarete, sanayiden ihracata kadar bütün sahalarda verimlilik kurallarını uygulayacağız. Her alanda yaptığımız işleri ölçülebilir kılacağız. Denetleyeceğiz. Sonuç olarak da en verimli şekilde yönetebilir hale getireceğiz. Böylece Milli, Güçlü, Süratli ve Yaygın Kalkınmayı sağlayacağız.
Diğer taraftan Giderler... Başta israf olmak üzere tüm olumsuzlukların önünü tıkayacağız. Giderler konusunda çok önemli bir kalem var. Faiz. Devletin kayıtlarında her detay var. Bir fikir olsun diye söylüyorum. 2021 yılı bütçesinden faizcilere 180 Milyar TL ödendi. 2022 bütçesinde faizcilere 240 Milyar TL ayrıldı. Ancak biraz evvel ifade ettiğimiz gibi öngörüler tutmadı. 6. Ayda yenilenen bütçede faizcilere 90 Milyar daha ilave ayrıldı. Böylece 2022 yılında milletin bütçesinden faizcilere 330 Milyar TL ödenmiş olacak. Tam bir faiz batağı. Aileler geçim darlığı içinde kıvranırken, işletmeler, esnaf ayakta durma mücadelesi verirken BDDK verilerine göre bankacılık sektörünün 5 aylık net kârı 132 milyar liraya ulaşıyor. 2021’in aynı dönemine göre yüzde 434 artmış oluyor. Hangi sektörde bir yıl içerisinde yüzde 400-500 kar artışı sağlandı? Yorum, sizlere ait"diyerek yaşanan durumun sürdürülebilir olmadığına dikkat çekti.
"Bu durum sürdürülebilir değildir"diyen İriş ".Bu durum kabul edilebilir değildir. Bakınız son yirmi yılda, 600 Milyar doları aşan bir miktar, faizcilere ödenmiştir. Bu ne ediyor biliyor musunuz? Yeni yapılan 1915 Çanakkale Köprüsü gibi 150 tane köprü.
Devletimiz 20 yıl sonrasına 30 yıl sonrasına borçlanıyor. Yani çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğini yiyoruz. Buna hakkımız var mı? Bu böyle gitmez. Sizleri rakamlarla yormak istemem. Zihinlerinizde ve gönüllerinizde karamsarlık duygusu oluşturmak, asla istemem. Maksadımız çok önemli bir konuya dikkatleri çekmek ve aynı istikamete bakabilmeyi sağlamaktır. Böylece bu zulümlerden kurtuluş yollarını bulmaktır. Yani mesele sistem meselesidir.
Borç, faiz demeden; daha fazla kazanma hırsına dayanan bir sistemin sonuçları, sadece ekonomik değil sosyal ve beşerî maliyetleri de beraberinde getiriyor. Fotoğrafın bütününe baktığımızda, zihniyet değişmediği sürece isimlerin değişmesinin pek de önemi olmuyor. Bundan dolayı, Türkiye’mizin yeni bir başlangıca, yeni bir söze, yeni bir sayfaya ihtiyacı vardır. Yolumuz dayatma değil, iknadır. Metodumuz meseleleri kırarak dökerek değil, dil dökerek, ter dökerek çözmektir"şeklinde konuştu.




 

banner148
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner30