banner137
banner25

34 yıl sonra Edirne'ye geldi!
banner148

Edirne’nin tanınmış köklü ailelerinden Yahudi Yasef Romano’nun kızı İnez Romano, 34 yıl önce gittiği ancak bağlarını hiç koparmadığı doğup büyüdüğü şehir olan Edirne’ye geri dönerek Edirne’de yaşayan Musevi asıllı nüfus sayısını 2’ye çıkarttı.

Edirne’de bin 500’lü yılların başından bu yana görülen Musevi ailelerin zaman içinde göç etmesi veya çeşitli nedenlere bağlı olarak Edirne’den ayrılması ile başlayan süreçte kalan son Yahudi olarak bilinen iş insanı Rifat Mitrani’nin tahtı artık iki kişiden ibaret.

Yıllara göre Edirne’de 1519 yılında bin 624 yahudi bulunurken bu sayı ilerleyen yıllarda değişkenlik göstermiş, en çokta 1911-1914 yılları arasında 28 bin kişi ile önemli ölçüde nüfuslarının olduğu bilinmekteydi.

Yaşayan nüfusa göre Avrupa’nın en büyük dünyanın ise üçüncü büyük Sinagog’unun Edirne’de bulunması bunun önemli bir işareti. 1900 lü yıllarda Edirne’de irili ufaklı 13 adet havra’nın bulunduğu ve büyük Kaleiçi yangını sonrasında hepsinin tamamen yandığı biliniyor.

Edirne’de 2000’li yılların başına kadar yaşayan son aile olarak bilinen Romano ailesi’de çeşitli nedenlerden dolayı İstanbul’a giden son aile olarak biliniyor. Romano ailesinin kızlarında İnez Romano doğup büyüdüğü ancak ayrılmak zorunda kaldığı topraklara kesin dönüş yapmanın haklı gururunu yaşıyor. İstanbul’da yaşamasına rağmen her yıl düzenli olarak Edirne’ye gelen ve mezun olduğu Edirne Lisesi’nin 23 Nisan’larda düzenlediği geleneksel pilav günlerine katılan İnez Romano; büyüdüğü mahallenin kozmopolit yapısı sonrasında güvenlikli olamayacağı düşüncesi ile Ayşekadın semtinde tuttuğu bir dairede hayatının geri kalan kısmını sürdürmeye çalışacak.

Evinde tek başına yaşama kararı alan ancak çocukluk arkadaşlarının büyük bir bölümü ile yeniden eski günlerdeki gibi bir araya gelmenin düşüncesinde olan İnez Romano; gün içerisinde büyüdüğü mahalleye ve yaşadığı eve giderek o günleri yad etti.

Yaptığı Türk kahvesi ile Edirne’nin ruhunu yaşamaya çalıştığını belirten Romano; kendisinin bir Yahudi olduğu ama iki dini bir arada yaşayan bir birey olduğunu belirterek “biz 2 din karışık olarak yetiştik. Orta okulda din dersine girme mecburiyetimiz yoktu. Ama dedem, babam dedi ki; ‘Sen din dersine gireceksin. Herkesle beraber duaları ezberleyeceksin, öğreneceksin’ dedi. Ben de din dersine girdim herkesten fazla duaları ezberledim. Hatta bazı dualarda komşumuzdan destek aldım. Ramazan olduğu zaman onlarla birlikte teravi’ye gidiyorduk. Bizim bayramlarımız olduğu zaman hep birlikte Sinagog’a geliyorduk. Şimdi arkadaşlarımızla toplandığımız zaman önce Sinagog’a gidiyoruz arkadan Selimiye Camisine gidiyoruz”dedi.

Edirne’de Yahudi olmanın nasıl bir şey olduğunu sorduğumuzda ise “Biz Edirne’de Yahudi olduğumuzu anlamıyorduk ki, kardeş gibiydik. Hala da öyleyiz. Fark edilecek bir şey yoktu. Annem ve babam Edirne’deki Sinagog’da evlendi. 1962 yılında. Ben İstanbulda’ki Sinagog’da evlendim. Benim annem, babam hariç bütün ailem İsrail’de. Onların da her bir parçası, kalbi burada. Yeğenlerim her 23 Nisan günü Edirne’ye pilava geliyorlar. Arkadaşlıklarını, eski dostlarını görmeye”diyerek Edirne’ye dönmenin cesaret işi olduğunu ve çok sevmenin şart olduğunu belirtti.

Bir çocuk ve iki torun sahibi olan Musevi İnez Romano, Edirne’de yaşamaktan ve Edirneli olmaktan guru duyduğunu belirterek verdiği kararın ne kadar doğru bir karar olduğunu yaşamaya başladığında anladığını belirtti.

1964 yılında doğan 1969 yılında anaokuluna başlayarak Pratik Kız Sanat Okulu’nda devam eden ve ardından 1971-1975 yılları arasında Şehit Asım İlkokulu’na başlayan Romano, 1975-1978 yılları arasında Atatürk Ortaokulu, 1978-1981 yılları arasında Edirne Lisesi’ni okuduktan sonra 1982 yılında Trakya Üniversitesinde eğitim ve öğretimine devam etmiş.

Edirne Kaleiçi semtinde bulunan doğduğu ev ve Sinagog’u ziyaret eden Romano Sinagog bahçesinde bulunan küçük Havra’nın azalan Musevi topluluğundan dolayı o yıllarda aktif olduğunu,büyük olanın ekonomik sebeplere bağlı ısıtma sorunları,temizlik bakım ve personel sorunları gibi sorunları olduğu için kapalı tutulduğunu belirterek “cemaat olmadığı için duaların yapılması zor oluyordu.Bizde 10 kişi olmadan dua yapılamazdı ve dedem 10 kişi toplar ve o şekilde dua yapardık”dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner30