banner78

Hacmi büyük beyni küçük Kapıkule!
Modernize edildikten sonramı işlerlik kazandı,yoksa işlerliğini mi yitirdi işin bu kısmını herkes ile tartışırım.Dünyanın en büyük ikinci Avrupa’nın ise en büyük kara sınır kapısı olduğu söylenen bir sınır kapısı Kapıkule.Yurt dışında yaşayan bir çok gurbetçinin gelişi,gidişi,yakalanan kaçak mallar,uzayıp giden tır kuyrukları,gurbetçinin isyanı gibide bir çok habere konu olan bir sınır kapısı Kapıkule.Hükümetin ve TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) nin göz bebeği Kapıkule.Yapımına başlanmasından bitirilişine ve dahası açılışından sonrasındaki bugüne kadar hemen hemen her gün haber olan bir sınır kapısı Kapıkule. Mesleğimiz gereği hemen hemen her gün kullandığımız bir sınır kapısı Kapıkule.Her şeyin toz pembe gösterildiği,aslında madalyonun görünen yüzünün hiçte öyle olmadığı bir sınır kapısı Kapıkule. Evet atılırken mangalda küllerin bırakılmadığı yok şöyle yok böyle bir sınır kapısı Kapıkule yani uzun lafın kısası namı değer Kapıkule, aslında hacmi büyük, beyni küçük bir sınır kapısı. “Neden mi bunları yazıyorum” diye merak edenleriniz vardır.Dediğim gibi her gün kullandığımız bir kapı,sanki evimizin kapısı.Ama gelin görün ki çıkışı bir dert girişi ayrı bir dert.Yani büyük olmasına büyük ama yapılan işler çok küçük.Hatalar öyle büyük ve keyfi ki bu kapıda.Memurları ayrı bir dert,peronları ayrı bir dert.Daha yeni giriş yaptım Kapıkule’den ve gece gelir gelmez yazmaya başladım bu yazıyı.Elin Bulgarı dediğimiz ve her gün pislik attığımız kapıları küçük olmasına rağmen büyük hacimli işleri büyük beyinleri ile becerebiliyor,insanları o hacme göre o küçüklüğe göre normal değerlerde bekletebiliyor ama biz ise bu büyüklüğümüze göre insanları sadece ve sadece iş bilmezliğimizden, memurun keyfiyetinden bekletiyoruz. Bu yazıyı her kim okuyorsa,hangi yetkilinin önünde duruyorsa Allah rızası için Kapıkule’yi bize toz pembe göstermesin.Bakanlar geldiğinde göstermelik işler yapılmasın.Daha geçtiğimiz günlerde Bakan geldi diye gurbetçileri hiç bekletmeden Bulgar tarafına yığmak savaşta bile yapılmayacak bir hareketti ama yaptık! Neymiş gurbetçiler hiç beklemiyor diye bakanımıza göstereceğiz ya! Gör bunları sayın bakan oku bunları sayın bakan.Kapıkule bu süt limanı değil.Yaklaşık yazıma başlamadan bir saat önce Kapıkule’den giriş yaptım.Bulgar sınır kapısını yaklaşık 5-6 dakika içerisinde geçtim.Saat tam 01:11’ civarı Kapıkule’ye girdim.Çıkış saatim ise 01:40. Şimdi bazılarınız yada bizim çok bilmiş yetkililer “ne olmuş canım 30 dk beklemişsin çok mu?”Evet arkadaş çok.Eğer ben müdahale etmeyip orada tek bir kabin içinde oturan 3 polisi uyarmasam,onlara “arkadaşlar bakın araçlar bekliyor.Gelenler gurbetçi.Adamlar yoldan geliyor ve memleketlerine gece gece gidecekler.Elin Bulgarını on dk da geçtiler ama siz burada oturmuş keyfiniz yerinde ve uzayıp giden kuyruk hiç birinizin umurunda değil.Bir peron açsanız da bu insanlar beklemeseler.” dedikten sonra muhafazanın olduğu tarafa yöneldim.Aynı uyarıyı onlara da yaptım. Şimdi yine diyeceksiniz ki “sen kimsin senin üzerine vazifemi memuru uyarmak” ama uyardım işte.Ben bu ülkenin bir vatandaşıyım ve Bulgaristan polisi ve gümrükçüsü o küçük sahada iki peron çalışıyor ve araçları kolayca bekletmeden geçiriyorsa sizde kalkacaksınız ve aynı özveriyi göstereceksiniz. Dediğim gibi uyarım ve ricam sonrasında peronlar açıldı ve araçlar çabucak işlemleri yapıldıktan sonra gümrük sahasının son noktasına geldi.Ama o da ne? Son nokta yani araç kayıtlarını ve pasaportları son kontrol eden kısımda yani Türkiye’ye girişte yine uzun bir kuyruk ve içeride dört arkadaş.Üçü çekirdek yiyor,biri işlem yapıyor.Ona da ben değil başkaları sitem edince oda bir anda hızlandı nedense. Evet beyler milyonlarca liralık yapsanız da beyinlere yatırım yapmadığınız için bu kapı içi çürümüş bir kapı.Yapısı bozuk bir kapı. Şimdi orada gece kaç kişi çalışıyor bunu bilmem ama eminim ki bayram üzeri olduğu için görevli sayısı fazla.Fakat nerede bu arkadaşlar?Kimi uykuda,kim tv başında, kimi çay molasında, kimi gırgır şamatasında.Ama vatandaş kimin umurunda?Aslında kabindeki memura değil bunların başındaki amirine bakmak lazım.O nerede? O’da uykuda. Eğer kalkıp gerekeni yapsa; “bana ne” demese, yoğunluğu görüp müdahale etse, bunların hiçbiri olmaz.İşler tıkır tıkır işler.Uykuya da bir şey dediğimiz yok.Ama kabininde ol be adam! İşinin başında ol.Memur olmak için kendilerini yırtan polisi yada gümrükçüsü nedense orada iş başı yapınca kraldan çok kralcı oluyor.Bilgisayar tuşunun yerini bilmeden iş başı yaparsan olacağı budur.İşini severek değil küfrederek yapan adamı oraya koyarsan olacağı yine budur.Gelene ne hoş geldin,ne güleryüz. Hazır lafı açılmışken biraz daha yazayım.Polis arkadaşlar o elinizde bulunan mührü adam gibi vurun.Karşınızdaki vatandaşa küfreder gibi kafasına vurur gibi “dank” diye değil.İnsanların hepsine hitap şekliniz göğüs dekoltesi çok olan, ayağında mini etek yada şort olan bayanlara yaptığınız gibi olsun.Evet bu kadar yeter.Kalemin ayarı yok.Sadece biz üzerimize düşeni yaptık.Tepedekilerin gördüğünü,bildiğini ama bir şey yapamadığı konuları yazdık.Bir gazeteci gözüyle gördüm,bir vatandaş ağzı ile yazdım.Gerisi size kalmış…Hacmi büyük beyni küçük Kapıkule!....  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.