banner78
banner25

ÇİÇEK ABBAS'A ÖDÜL
Bu başlık da nereden çıktı diyebilirsiniz. Son yazımı okuyanlar bunu bilebilir, okumayanlara da tavsiye ederim. Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi, partilerinde yaşanan delege seçimleri esnasında eski milletvekili Rasim Çakır'ın mahallesinde delege olamamasına ve merkez ilçedeki seçimlerde önde gitmelerinden dolayı CHP İl Başkanı Şükrü Ciravoğlu'na gönderme yaparak, "Abbas yolcu" demişti. Demişti demesine ama merkez de son mahallelerde yapılan seçimlerde, makam gücünü her türlü şekilde kullanmasına rağmen, oğlu dahil en yakın adamlarını bile delege seçtirememiş ve rakip "demokrasi ittifakı" nın kırmızı listesi karşısında kızararak yenik düşmüştü. Yaptığı tüm hesaplar da böylece alt üst olmuştu. Bu konuya değindiğim yazımın başlığı "Hangi Abbas Yolcu" idi. Yazımın yorum bölümüne bir okurum, Hamdi Sedefçi'yi kastederek "tabiki çiçek Abbas yolcu" dediği için, "Çiçek Abbas" başlığını kullanmaya karar verdim. Hafta içinde, kurucusu olduğum ve sonradan ortaklığından ayrıldığım Edirne Televizyonu, çalışmalarından dolayı 2011 yılının en başarılı erkek bürokratını, kadın bürokratını, sivil toplum örgütünü, esnafını ve belediye başkanını seçti ve ödüllerini törenle verdi. Değerlendirmeleri kimler yaptı, bu işin bir jürisi varmıydı, yoksa adamına göre mi bir değerlendirme yapıldı, bunları bilmiyorum. Kent merkezinde epeyce erkek ve bayan bürokrat, esnaf ve sivil toplum örgütü var, çalışmaları incelenmiş ve buna göre ödüle layık görülmüş olabilirler. Ancak tek Belediye Başkanı hangi çalışmalarına göre ödül aldı, hala anlamış değilim. Oysa 2011, yorum yapan okurumun "Çiçek Abbas" lakabını uygun gördüğü, Hamdi Sedefçi'nin  en başarısız yılıydı. İsterseniz bunları tek tek sıralayalım, ödülü hakkıyla mı almış yoksa laf olsun diye mi ödüllendirilmiş, kararı sizler verin. 1.Her şiddetli yağmur yağdığında cadde ve sokakların adeta küçük nehirlere benzemesi, belli bölgelerdeki konutlarda kanalizasyonların geri basması sonucu bodrum katlarının b.k içinde kalması. Kentin kanalizasyon sisteminin hiçbir arıtmaya tabi tutulmadan nehirlere boşaltılarak, çevre ve doğaya acımasızca zarar verilmesi. 2.Kent çöplerinin gelişigüzel ve vahşi depolama alanı diye adlandırılan yere dökülmesi sonucu sıkışan gazlardan dolayı sürekli yanması. Dumanın yöre halkının sağlığına zarar vermesi kalıcı hastalıklara neden olması. Uçan naylon torbaların tarım alanlarını işgal etmesi, sıvı atıkların ise zehir olarak nehre akması ve doğayı katletmesi. Çöp toplama işinin aksaması, sağlıklı bir şekilde yapılamaması ve bazı bölgelerde çöplerin birikmesi. 3.Alternatif yolların açılmamasından ve iyi bir düzenleme yapılmamasından dolayı özellikle mesai başlama ve bitiş saatlerindeki şehir trafiği tam anlamıyla perişan durumda. Kargaşanın had safhaya ulaştığı bugünlerde hem yolcu hem sürücüler zor anlar yaşamakta. Bu işi en iyi ben bilirim, ben çözerim söylemlerinin sadece lafta kaldığı görülmekte. 4.Şehir merkezinde yerli ve yabancı kişiler araçlarını park edecek yer bulamıyor. Doğru dürüst bir otoparkın yapılamaması tam anlamıyla utanç verici. Boşluktan yararlanan birileri yetkililerden de yüz bularak bazı cadde ve sokakları korsan ve kaçak otopark gibi kullanmakta ve vatandaştan yasal olmayan paraları almaya devam etmekte. 5.İç ve dış turizm açısından, tarihi ve kültürel dokunun en iyi şekilde korunması gerekirken, çok katlı binalara izin verilerek kentin siluetinin bozulması. 2 katlı ve bahçeli yapılaşmanın hemen hemen bittiği bir bölgede, çok katlı imar planı yapılması. Bölge sakinlerinin konuyu mahkemeye taşımasına ve davayı kazanmasına rağmen belediyenin hala mahkeme kararına uymaması. Adamına göre çatı katı uygulamasına seyirci kalınması ve yaptırım uygulanmaması. 6.Olağandışı konut ihtiyacı olmadığı halde, kıymetli tarım arazilerinin imara açılması. Bu konuda uzman olan kurumların hiç dinlenmemesi ve görüşlerine itibar edilmemesi. Tarihi Alipaşa çarşısının duvarına bitişik hatta üstüne çıkartılan binanın yapımına engel olunmaması. Yahudi mezarlığının talan ederek üzerine çok katlı bina dikilmesine izin verilmesi. Yine adamına göre inşaatı devam eden ve yapı kullanma belgesi olmayan yere ruhsatsız işyeri açılmasına engel olunmaması. 7.Kentin kenar mahallelerinin sadece seçimden seçime hatırlanması ve sorunlarıyla başbaşa bırakılması. Bozuk yolları ile çöpleri etrafa dağılmış şekilde kaderlerine terkedilmesi. Deprem felaketi yaşamamamıza rağmen hala çadırda yaşayan vatandaşlarımızın olması, bunları dışarıdan gelenlerin görmesi,  nasıl bir şehirde yaşadığımıza şaşırması ve hayret etmesi. 8.Belediye hurdalığında bulunan 20 kamyon hurdanın bir günde yok edilmesine göz yumulması. Konunun adli kurumlara sevk edileceğine kapatılmaya çalışılması. Ancak halktan birinin savcılığa suç duyurusunda bulunması neticesinde il idare kurulunca inceleme başlatılması. Yıkılan mezbahadaki demirbaşların ve hurdaların akıbetinin ne olduğunun hala kamuoyuna açıklanmaması. 9.Selimiye camii unesco tarafından dünya kültür mirası listesine alınmasına rağmen, etrafının hala bakımsız pis olması. Seyyar satıcıların Selimiye de cirit atması, ziyarete gelenlere zorla bir şeyler satmaya çalışması ve bunlara engel olunmaması. Belediye bünyesinde bulunan büroda çalışan ve listeye alınmamızda büyük emek harcayan elemanların bazılarının görevine son verilmesi, ilgili büronun dağıtılma aşamasına getirilmesi. 10.Su taşkınları sayesinde her yıl tedirgin olan ve diken üstünde yaşayan yerleşim birimlerindeki halkın sorunlarına kalıcı çözüm üretilememesi. Bunun için ilgili kurum ve uzmanlarla elele vererek çalışma yapılmaması ve taşkının sanki yöre insanının kaderiymiş gibi görülmesi. 11.Kent içi yolcu taşımacılığının ısrarla bir firma lehine düzenlenmesi ve tekel yaratılması. Alternatifli ve rekabet ortamlı taşıma modellerine fırsat verilmemesi. Halkın çıkarlarına uymayan, halkı mağdur eden ve geleceğini ipotek altına alan meclis kararının iptali için Kent Konseyi yargıya taşıması ve idare mahkemesi tarafından yürütmesinin durdurulmasına rağmen bu konudaki kaosun devamına hala izin verilmesi. 12.Sözüm ona Kırkpınar'ı tanıtmak yada belediyecilik hizmetleri hakkında bilgiler edinmek amacıyla yurt dışı gezileri düzenlenmesi. Bazı yandaş ve yağdanlıklarla zevk ve sefa seyahatlerine dönüşen bu olayların Edirne Halkının ödediği paralarla yapıldığının farkına varılmaması ve hala bunda ısrar edilmesi. 13.Daha önce izin verilen ve kendilerinden 5 milyon lira alınan taşımacıların hizmet dışı bırakılması ve mağdur edilmesi. Kişilerin ödedikleri parayı haklı olarak geriye istemelerine rağmen verilmemesi ve konunun mahkemeye taşınması sonucunda belediyenin % 40 inkar tazminatıyla birlikte ana paraları ödemeye mahkum edilmesi. Bundan dolayı belediyenin tüm banka hesaplarına, araçlarına ve tapularına icra marifetiyle tedbir konması. 14.İnsanların temel ihtiyacı olan suya  % 110 zam yapılması. Belediye tarafından çok ucuza maledilen, doğanın suyuna yapılan zammı protesto edenleri küçümsemesi ve halkın sesine karşın kulaklarını kapamaya çalışması. 15.Belediye meclis toplantısında söz isteyen halkın temsilcisi bir meclis üyesini, "söz vermiyorum, otur yerine, kes sesini, kapa çeneni" gibi sözlerle susturması. Buna tepki gösteren izleyicilerden yani halktan bir bayanı salondan attırmakla tehdit etmesi. 16.Partisindeki delege seçimlerinin galibi olmak amacıyla makamımın verdiği her gücü kullanması. Bir iddia ve söylentiye göre, parti üyesi belediye çalışanlarını ve yakınlarını makama çağırarak veya telefonla arayarak, kendi listesine oy vermezler ise işten atma ile tehdit etmesi. 17.Başka bir iddiaya göre de son mecliste mahalle muhtarlarını aylık 200 tl maaşa bağlaması, bunun delege seçimleri için yapılan yardım olduğunun söylenmesi ve bazı muhtarların bu konuda aktif olarak çalışması ve üyeleri seçim sandığına kadar götürmesi hatta salonda Sedefçi lehine propaganda yapması. 18.Üyesi olduğu partinin il başkanı hakkında, özellikle basın önünde ağır sözler sarfetmesi, küçük duruma düşürmesi. 19.Belediye de hizmet alımı adı altıda taşeron müteahhidler tarafından çalıştırılan 700 civarındaki işçinin ihale şartnamesine rağmen ücretlerinin zamanında ödenmemesi, zaman zaman bu sürenin 3 aya kadar çıkması ve insanların zor durumda bırakılması. 20.Kendisinin sözünü dinlemeyen ve muhalefet eden meclis üyesinin binasını ve çatısını kaçak diye mühürletmesi ve yüklü bir para cezası verdirtmesi. Yandaş ve sözünü dinleyen meclis üyesinin benzer binası hakkında ise hiçbir işlem yaptırmaması. Evet sevgili okurlarım, bol bol çiçek ektiren, havuz yaptırıp, heykel diktiren "Çiçek Abbas", sizce bu ödüle layık mı?  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner30