banner78

Biz ETV’yi böyle kurduk!
Yıllar öncesine dönüp bir şeyler paylaşmak istiyorum. Çevre haftası nedeniyle, kısa metrajlı film yarışması düzenleniyor ve ilk 3’e girene ödül verilecek.O günlerde Çevre Gönüllüleri derneği yönetim kurulu üyesiyim,aktif siyasetin içindeyim, belediye meclis üyeliğimin yanında,SHP (Sosyal Demokrat Halkçı Parti) merkez ilçe sekreteriyim. Konuyu birkaç arkadaşıma açıyorum. Olumlu karşılayanların yanında,bazıları sen ne anlarsın film çekmekten diyorlardı. Her şeye rağmen 3 arkadaş birlikte çalışmaya başladık.Edirne’nin tarihi ve Kültürel dokusundan,nehirlere, çöplüğe her şeyi görüntüledik,kasetlere kaydettik.Hepimiz farklı konular seçtik. Benim konum, nehirlerimizin fabrika ve kent atıklarıyla kirletilmesiydi.Kapıkule ve Pazarkule’den Enez’e kadar nehirleri ve nereden kötü atık karışıyorsa çekimini yaptım.Bugünün “ergene kirletilmesin”sloganı benim senaryomdu. Görüntüleri montajlayarak Çevre Müdürlüğüne teslim ettik.Beraber çalıştığımız 3 kişi ilk 3 dereceyi paylaştık.1 Ümit Deryas, 2 Şükrü Benli, 2 Günay Balaban oldu.Bu arada montaj çalışmasında büyük destek ve katkısını aldığımız Nadir Adlı’yı unutmamak gerekir.Aradan  birkaç gün geçmişti. Aradan birkaç gün geçmişti, gazeteci Nadir Alp’le tesadüf karşılaştık, aldığım ödülden dolayı beni kutladı. Bu arada “zamanın varsa birkaç arkadaş bir yerdeler, bizde gidelim” dedi. Akşam üstüydü, gittiğimiz yer birahaneydi , Ümit Deryas ve Nadir Adlı oradaydı. Oradan buradan sohbet ederken başladık biraları yudumlamaya, fazla sevmem çünkü favorim rakıdır. Hangisi olduğunu tam hatırlamıyorum ama, içlerinden birisi varmısınız televizyon kurmaya dedi ”.Bende biraz daha içersek hükümet bile kurarız” diyerek dalga geçtim Benim olumsuz tavrı görünce şimdi ciddi olduğumuzu anlayacaksın dediler. İçeri radyo temsilcisi olarak tanıdığım Hamza Tanrıseven girdi. Kendisi televizyonu amatörce kurmuş hatta test yayını bile yapıyormuş. Başladık detayları öğrenmeye, her şey konuşurken güzel ama paranız varmı dediğimde sana bu neden bira ısmarlıyoruz, finansı sen halledersin dediler.  Ümit Deryas ve Nadir Adlı birer kamera ile Hamza Tanrıseven’de teknik bilgisi ile ortak olacaktı. Sakin kafayla düşünmek için süre istedim. Ertesi gün akşam üstü yine aynı yerde buluştuk ve profesyonel anlamda Edirne Televizyonunun temeli orda atılmış oldu. İşi kabul etmemin en büyük tarafı gazeteciliği seviyor olmam ve aldığım film ödülünün verdiği zevkti. Sonraki günler kentte çalmadığım kapı gitmediğim, görüşmediğim iş sahibi kalmadı.Çünkü, yasa  bir kişinin en fazla %20 hisseye sahip olabileceğini belirtiyordu. Çoğundan nasihat almama rağmen yılmadım. Birkaç hafta içinde ilk alet ve edevatlarımızı alarak Buçuktepe civarında bir yer kiralayarak yayına başladık. Yayınımız kasetten ve test yayınıydı. Kentin değişik yerlerine koyduğumuz kamera görüntüleri yayınlıyorduk epeyce olumlu tepkiler alıyorduk. Ortak arayışlarına devam ediyordum, yayının olması işin ciddiyetini gösteriyordu. Zorda olsa yılmayarak 10 kişiyi bir araya getirdim. Bazılarında nakit para olmadığından senet aldım. Sol siyasi kimliğim olduğundan bu imajın televizyona yanlış yansımaması için farklı görüşteki insanlarda ortakların içindeydi. Ayhan Tunca  %10, Cengiz Okalaner  %10, Doğan Çuta %5, Ercan Abay %10, Hazma Tanrıseven  %5 İsmail Erdoğan %10, Kenan Yakar %10, Refik Şahin %10, Ümran Aktan  %10 ve ben % 20 hisse ile anonim şirket kurduk. Çünkü, yasa böyle istiyordu. Yönetim kurulu başkanlığına ben.Genel müdürlüğe de Bora Erel getirildi. Nadir Adlı ve Ümit Deryas memur olduklarından hisseleri Hamza Tanrıseven’le beraberdi. Buçuktepe mezarlarının içinde epeyce yüksek bir direk dikildi ve güçlü bir verici alındı. Televizyon stüdyoları ve idari merkezi için yer kiralanarak 14-Nisan-1995 tarihide kokteyli davul zurnalı ve canlı yayınla açılışımızı yaptık. Birahanedeki hayaller gerçek olmuştu, Edirne’nin bir yerel televizyonu vardı artık. Sloganımız ise “ Edirne Televizyonunu izleyin kendinizi bulacaksınız. Çünkü, sizin televizyonunuz”du. Benim ve diğer ortakların yanında beynini, emeğini emeğini harcayan epeyce programcımız ve çalışanımız oldu. Bugüne kadar hep kurucusu olduğunu ifade eden kişi gerçek emek veren insanların ismini hiç söylemedi. Programcısından kameramanına, habercisinden montajcısına kadar aklıma gelen tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum. Bazıları vefat etti onlara da rahmet diliyorum. Birkaç tanesinin soyadlarını hatırlayamadım kusura bakmasınlar. İşte isimler: Tekin Sayınbaş, Necati Seçkin, Kadir Ürün, Nafiz Anıl, Cezmi Kar, Derya İnanç, Fikret Topuz, Melek Arabacı, Bora Erel, merhum Ertuğrul Eytiş, Atilla Bilgin, Orhan Barlas, Kerim Yurk, Adnan Yıldız, M.Kemal Adalı, Gökhan Tuzladan, Pınar Bilbaşar (Tuzladan), Hakan Özaydınlık, Seda İldiz, Canan Altın, Şevki Dikel, Abdurrahman Cengiz, Önder Balkan, Serdar Tanrıseven, Turhan Alyakut, Özgür Bahçeci, Hakan Kılıçarslan, Bekir Tunca, Günay Balaban, Kadir Özçetin, İlker Kılıç, Dilek Tanrıseven, Hülya Şen, Mine Özen, Koray Adaş, Cavide Eroğlu, Güler Kısa, Şafak Çekver, merhum Serdar Üregen, Esin Özdemir, Gökhan Tomurcuklu, Murat Özel, Yıldız Balkan, Pınar Nalça, Sermin Ekici, Gülten Nizam, Nükhet Sert, Tayfun Tutulanay, Ercan Bitti ile Tülay, Vahit, Hatice, Aysun, Ayfer, Meryem ve Ayşen. Haftada 1 gün program yapan, Atatürkçü düşünce ve çevre gönüllülerini derneğini de sevgiyle anıyorum. Yazdıklarım ETV’nin gerçek kuruluş öyküsüdür. İlerleyen günlerde programlar ve ortaklar arası sürtüşmeler gibi konulara değineceğim.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.