24 Nisan 2014 Perşembe

Güreş şampiyonası sona erdi
banner64

GERÇEKLER VE TEPKİNİZ

25 Ağustos 2013, 16:07
GERÇEKLER VE TEPKİNİZ
GÜNCEL / Şükrü Benli
        Resmi kurumlara ait sosyal tesislerde içki yasağı uygulamaları bütün hızıyla devam ediyor. İlk olarak yeni rektör ile Trakya Üniversitesi tesislerinde başlayan yasak; DSİ sosyal tesisleri, Polis Evi ve son olarak da Öğretmenevi ile devam etti. Bir yerel gazetemiz bunu "içki yasağı modasına, en son Öğretmenevi de katıldı" diyerek verdi. 17 mayıs tarihinde özel idare tarafından kiraya verilen Danişment yazlık kampında da 5 temmuz itibariyle, genel sekreter tarafından içki yasağı başlatıldığını duymuştuk. Yıllardır alkollü içecekler yüzünden hiç bir sorun yaşanmayan tüm tesislerdeki uygulamanın nedeni merak ediliyor. Ayrıca vatandaşa getirilen yasakların her zaman ters tepkiler yarattığını hepimiz biliyoruz. Üstelik bunun Edirne gibi bir yerde olması da ayrı bir anlam taşıyor. İnsanların yaşam alanlarına, yaşam şekillerine ve inançlarına müdahale etmenin, toplum tarafından hiç de hoş karşılanmadığı gerçeği bilindiği halde halkla inatlaşmanın sonuçlarına da katlanmak gerekiyor. 
        Edirne belediyesinde çalışan sendikalı işçilere sözde ek zam vererek ücretlerinde iyileştirme yaptığını söyleyen belediye başkanı, aslında toplu sözleşme ile kazanılmış olan 230 liralık yemek yardımını 8 aydır ödemeyip, işçileri mağdur etmişti. Bir kaç hafta önce sendikacılarla bir araya gelip sosyal yardım adı altında hak edilmiş olan 230 liralık yemek yardımını 150 liraya düşürmüş, bunu da "200 lira zam yapıldı" olarak gazetelere servis ettirmişti. Sendikacılarla samimi pozlar verip, fotoğraflar çektirerek onları da kullanmış ve yaklaşan seçim öncesi şov yapmaya çalışmıştı. Aynı toplantıda, belediyede ilk sendikayı kendisinin kurdurduğunu söyleyen başkan burada da halkı yanıltmaktadır. Çünkü 1989-1994 dönemi belediye meclis üyeliği yaptığım için her şeyi çok iyi hatırlıyorum. 
        O günlerde sendika kurma mücadelesi veren işçiler, Sedefçi tarafından engellenmek istenmiş ve işten atılmakla tehdit edilmişti. Araya duyarlı meclis üyeleri ve SHP merkez ilçe başkanı Ahmet Ergüden'in devreye girerek, masaya yumruğu vurmaları sonucu sendika kurulmuş ve ilk toplu sözleşme, Türk-İş'e bağlı Belediye-İş sendikası Şube Başkanı Abdurrahman Demirelli tarafından imzalanmıştı. Bu arada sendika kurulmasına rağmen haklı talepleri nedeniyle eylem yapan işçilerin temsilcileri, işten çıkarılmıştı. Olaylara tanıklık yapacak kişilerin başında dönemin SHP merkez ilçe başkanı Ahmet Ergüden, meclis üyeleri Yılmaz Yirmibeşler, Ahmet Öngün ile sendika temsilcileri Arif Kuday, Muharrem Kesen ve Ömer Biçen gelmektedir. Belediye başkanı bir çok konuda gerçekleri dile getirmeyip, doğru söylemediği gibi bu konuda da kamuoyunu yanıltmaktadır. Oysa olayı birebir yaşayanlar bunları çok iyi hatırlamakta ve gerçekleri bilmektedir. Büyüklerimizin "Güneş balçıkla sıvanmaz" sözü burada da tam yerine oturmuştur.
        Sosyal medyada, "Edirne Gönüllüleri" sayfası 5000 beğeniye ulaşmış, bende beğenenlerden biriyim. Ve Edirne için bir şeyler üretmelerini istiyor ve destekliyorum. Ancak yıllardır hiç bir yerde göremediğimiz bu gönüllülerin kent için neler yaptıklarını yada yapacaklarını merakla beklerken, kendilerine bir kaç soru yöneltmek istiyorum. ***Kent çöplüğü her gün yanıyor ve yakınında bulunan mahalle ve köylerin sakinleri zehirli dumanı soluyor, sağlık sorunu yaşıyor. ***Kentin kanalizasyon atıkları hiç bir arıtmaya tabi tutulmadan Meriç nehrine verilerek alenice çevre ve doğa katliamı yapılıyor. ***Kentin yeşil alanları birilerine verilerek talan ediliyor. Haklın nefes alma alanları her gün azalıyor. ***Hemen hemen her gün eskidiğinden patlayan su boruları yüzünden vatandaş susuzluk ve çile çekiyor. ***Kentin her sokağı ve caddesi paralı otopark haline getirildi. Vatandaş evinin önüne bile aracını çekemez hatta evine giremez hale geldi. ***Kent içi ve şehirler arası ulaşım tekelleştirildi ve halk bu firmalara mahkum edildi. Yıllardır alternatif üretilmedi, vatandaş duraklarda onlarca dakika bekleyerek ızdırap çekmeye devam ediyor. ***Çarpık ve adamına göre yapılan imar uygulamaları nedeniyle kentin silüeti bozulurken, birileri rantını arttırmaya devam ediyor. ***Hafif bir yağmurda bile kentin ana caddeleri göl haline geliyor ve insanlar bir şekilde yaya yada araçlarıyla yol almaya çalışıyor ama sonunda perişan oluyor. ***Kentin trafiği keşmekeş bir halde. Yetkili kurumlar hiç bir özen göstermiyor ve ilgisiz davranıyor ama sonunda yine vatandaş mağdur oluyor. ***Nehir kıyılarımız anayasa ve diğer yasalara rağmen, resmi kurum ve özel kişiler tarafından işgal edilmiş durumda. Siyasi kariyer ve mevkileri sayesinde birileri edepsizce uygulamalarını devam ettiriyor ve yetkililerden çıt çıkmıyor. ***Kentin merkezi alanlarının bir bölümü korsan-kaçak otopark olarak kullanılıyor ve değnekçiler halkın parasını resmen gaspediyor ama çıt yok. ***Kentte göstermelik ve göz boyamaya yönelik çiçek, havuz, heykel, kaldırım gibi makyajdan başka kalıcı ve toplumun geneline fayda sağlayacak işer yapılmıyor. Evet sevgili gönüllüler, tüm bunlara karşı siz ne yapıyorsunuz? Ne tepki gösteriyorsunuz?...
        Geçen hafta, Margi otelin hemen yanında ve belediye tarafından yeşil alandan çıkarılıp imara açılan yine otel sahiplerine satılan arsanında da önünde olan mekanın arap saçına dönen ihalesini işlemiştim. Mülkiyeti Vakıflar Bölge Müdürlüğüne ait, hacılar namazgahı ile çeşmenin bulunduğu 3072 metrekarelik arsanın, son iki ay içinde 3 kez kiralanmak üzere ihaleye çıkarıldığını, aylık muhammen kira bedeli aylık 350 lira olan arsaya, ilk ihalede 60 bin lira civarında kira teklif edildiğini ancak ilgili kişinin teminatını yakarak kiralamaktan vazgeçtiğini belirtmiştim. Daha sonra yapılan ihalede 200 bin liranın üzerine çıkan kiracı adayının da teminatını yakarak sözleşmeyi imzalamadığını, son ihalenin ise ağustosun ilk günlerinde yapıldığını ve 50 bin lira civarında yeni birisi tarafından kiralandığını yazmıştım. 350 lira nerede, 200 bin lira nerede diye de vurgu yapmıştım. Son aldığım habere göre, teminat yine yakılmış ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü, 4.kez ihaleye çıkmış. Şimdi gözler, 11 eylül günü yapılacak ihale de olacak. Yıllardır boş ve bakımsız duran yerin neden ihale edildiğini, Vakıfların şimdiye kadar nerede olduğunu ve yeni mi aklına geldiğini, yoksa birilerinin mi ihaleye çıkarılmasını istediğini sorgulamıştım. Müdürlük yetkililerinden, atıl duran arsayı Edirne'nin tarihi dokusuna uygun hale getirmek istediklerini ve planda olmayan ama şu an içinden geçen yolun da iptal edilmesini talep ettiklerini öğrendim. Vakıflara ait arsa, Margi otelin kapısına kadar geliyormuş. Yani bu yeri başkası kiralarsa, hem otelin girişi hemde otelin belediyeden aldığı arsanın önü kapanıyormuş. Bakalım bundan sonra ne olacak? Takip edeceğiz...

banner15

    Yorumlar

banner28
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
SİZCE BAŞKANIN ÖNCELİĞİ NE OLMALI?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner31
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
KARİKATÜR
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV
banner9