Avcı’nın kitabı!
Aslında bu kitapta Kaçakçılık ve Organize işlere yönelik yakalama,teknik takip,izleme,dinleme gibi Hanefi Avcı’nın kendi bölümü ile ilgili bilgiler beklerken Türkiye’de olup biten cemaat ilişkisi,Türkiye üzerinde oynanan kirli oyunlar ve bu cemaatlerin giderek tehlikeleşmeye başladığı gibi konular olduğunu gördüm. Kitabı okudum dersem yalan olur. Sadece bazı sayfalarına bakarak kitap hakkında ilk izlenimlerimi edinmeye çalıştım.
Sayın Avcı bu kitabı daha Edirne’deki görev yıllarında kaleme almaya başlamıştı.Kurduğu istihbarat ağı ve buna bağlı ekibi ile adeta Edirne’de kim varsa protokolde olan kişilerde buna dahil çok sistemli bir şekilde kullanmaya başlamış ve bilgi akışını bu sayede net ve temiz olarak kurmuştu. Özellikle Belediye ile ilgili konularda gerek belediye içinden gerekse dışından çok sayıda muhbir bilgi akışını Avcıya sağlamış hatta belgelere dayandırarak burada yapılan yolsuzlukları aktarmışlardı. Kitabında da zaten sayın Avcı bu konudan bahsetmiş. Jurnalci diye nitelendirdiği kişiyi deşifre etmiş ve bilgi akışını bu kişi üzerinden yaptığını açıkça ortaya koymuştu. Sade bu konuda jurnalci devrede değildi. Kapıkule olayında da aynı kişi devredeydi. Hatta bize gelen bilgilere göre birkaç gazeteci dahi bu dinleme olaylarına takılmış ve sırf kendilerini kurtarsınlar diye Kapıkule’de olup bitenleri bülbül edası ile Avcı’ya anlatmışlardı.
Biraz hafızalarımızı tararsak o günkü yerel gazete yada temsilciliklerini yaptıkları Ulusal gazetelerin haber sayfalarına bir göz atalım isterseniz. Avcı takibe aldığı bir konu ile ilgili olarak savcılık nezrinde soruşturma açtırması için basını açıkça kullanıyordu. Adı geçen şahsa verdiği bilgiler doğrultusunda gazetede haber yapmasını ve konunun sansasyona yol açarak inceleme başlatılmasını ve buradan yola çıkarak savcılık iznini adeta tereyağından kıl çeker gibi aklıyordu. Hatta bir defasında Vatandaş gazetesinde yazı işleri müdürlüğü görevimi yürütürken Kapıkule ile ilgili yaptığım bir haberde haber kaynağım dönemin Valisi Nusret Miroğlu olmasına rağmen ve açıklamayı onun ağzından almama rağmen, haberim savcılık dosyasına konmuş ve bu konuda “neden haber yaptım” diye Vali Miroğlu ve ben ağır ceza davasına bakan savcıya konuk bile olmuştuk. Çünkü soruşturma aşamasında olan bir konu için Vali Miroğlu’na “Kapıkule’deki yolsuzluklar ne olacak” sorum üzerine “Kaçakçılık için düğmeye bastık” demiş ve bu haberden dolayı savcıya ifade vermiştik. Çünkü Kapıkule’de konulan gizli kamera kayıtlarında haber yaptığım gazete elden ele dolaşıyor tabir yerindeyse gümrükçüler bu haber sonrasında kendilerine çeki düzen veriyorlardı. Yani bir nevi soruşturmanın gizliliğini istemeyerekte olsa ihlal etmiştik ve tavuklara kış demiştik.
Evet Avcı dinler, izler,izini takip eder ve yanlışı olan varsa tepesine biner. Avcı bazı olaylar için Edirne’de bulunan romanları dahi kullandı. Ama işi gereği! Uyuşturucu satıcılarına yönelik ispiyoncuları para karşılığı tuttu ve ispiyonlanmasını istedi.Aynı şekilde Jurnalciyi de bu şekilde kullandı.Ama para mı verdi ne verdi bilemem.Para alacağını sanmam ama haber servisi bakımından herkesten önce haber aldığı ve verdiği bir gerçektir. Bu da bunun mükafatı olsa gerek. Çünkü belediye yolsuzluklarında başta işin başındaki adam, jurnalci ve olaya onayı verecek olan savcıda dahil bazı kişiler her akşam hemen hemen bir araya geliyor değişik yerlerde yemekler yiyor varsa yoksa Sedefçi’yi bitirmenin planları yapılıyordu. Yani beşi bir yerde olup Sedefçi bitsin planları vardı. Peki Avcı bu kadar içeriye nasıl sızdı? Elbette Sedefçi’ye gelen ölüm tehditleri ile. Kullandığı psikopat romanlardan bazıları Sedefçi’nin makamına gidip ölüm tehditleri yağdırıyordu. Haklı olarak Sedefçi’de kendini Devlete vererek koruma istemiş,ölüm tehditleri aldığını belirtmişti. Devlette Sedefçi’ye kalkıp koruma olarak beni verecek değil ya! Bir polis memuru verdi. İşte Emniyet yani Avcı burada 1-0 öne geçmiş ve gol atmış oluyordu. Evde,arabada,işte ofiste yani her yerde Sedefçi adım adım takip ediliyordu. Uygun yerlere cihazlar yerleştiriliyordu. Yani koruma aslında canlı bir takip cihazıydı bana göre.
Hiç unutmam bir gün sayın Avcıya “belediyede de asıl yolsuzlukları yapanlara niye bir şey yapmıyorsunuz? Bunların imarda ve benzeri yerlerde avanta aldığını ve yolsuzluk yaptığını 5 yaşındaki çocuk bile biliyor”demiştim. Oda bana “biz bir ağa atarız ve ağı çekmeye başladığımızda takılanlar gelir. Takılmayanlar bize yardım edenlerdir.” cevabını vermişti. Şaşmıştım! Yani başkan Sedefçi içeride bulunan birkaç kişi tarafından satılıyordu. Yolsuzluk yok muydu? Var tabi hemde diz boyu. Şu an Edirne Belediyesinde çalışan bir kişi benim elime Sedefçi ile ilgili ciddi bilgi ve belgeler getirmişti. Yapılan ve yaşanan yolsuzlukları belgeleri ile bana getirmiş ve yazmamı istemişti. Bende bunları biraz daha belgelendir demiş ve gelmesini beklemiştim ama olmadı. Bir süre sonra bana anlatılan konular ve belgeler Savcılığın hazırladığı “Su imtiyaz hakkının yani işinin özelleştirilmesi”dosyasında yer alanlarla harfiyen örtüşüyordu. Yani o kişi bana bunları sen yazmazsan bende bunları Lütfü Karakaş’a götürürüm demişti. Yani her şey ortada.Jurnalci burada da devreye girmiş ve tahminlerime göre ispitlemişti. Ama her nedense aklıma takılıyor! Bu kişi hala belediye de çalışıyor ve Sedefçi’de bunu çok iyi biliyor. Buda onun mükafatı olsa gerek! Dahası Jurnalci bu yollarla bazı kurum ve kuruluşlara baskılar yapıyor, hatta ekmekle dahi oynuyordu.Kim neden ,niçin korkuyor anlamış değilim? Gazeteci işini yapacak birilerini korkutmayacak. Birde şunu bilmek gerek. Hem Sayın Sedefçi,hemde bazı kişiler Avcı’dan acayip korkuyorlar. Yahu neden korkuyorsunuz. Korkmanız yada bu adama bu kadar laf etmeniz sizin bir açığınız olduğunu gösterir.Avcı işini yapmış ve buradaki görevini her şeye rağmen öyle yada böyle noktalamıştır.
Evet Avcı’nın cemaat ve tarikat ilişkisini bilenler bilir.Fethullah Gülen cemaatine mensuptur.Ne kadar ayrıldım dese (olacak iş değil) ama yinede mertçe bazı şeyleri kaleme almış ve aktarmış.Yani Devlete yap yapacağını demiş.Bugün emniyette yada aklınıza gelecek bu tür yerlerde ciddi manada yapılanmalar vardır.Müdüründen memuruna kadar bu tüm camiaları sarmıştır. Temizlenmesi de zordur! Eeee ne diyelim.O zaman Avcı’nın her anlatılanı not alması ve masasının üzerinin evraklarla,not kağıtları ile dolu olması çalıştığının en somut göstergesidir. Zaten Avcı’da buraya dinlenmesi için gönderildi,iş yapması için değil. Oda kitabını yazmış fenamı yapmış.Edirne’ye gelen her vali her emniyet müdürü buraya dinlenmeye gelmiyor mu?Yıllardır bu böyle değil mi?
Ha unutmadan! Avcı’nın kitabında yazan diğer gazetecilerde o günlerde gümrüğü hoyratça kullanan ve kayıtlara takılanlardı. Aklınızda kalmasın!…..





SAYIN HANEFİ AVCI : ŞİMDİ SANA SESLENİYORUM.BU KİTABI EDİRNE EMNİYET MÜDÜRÜ İKEN VEYA DAHA ÖNCE GÖREVLİ OLDUĞUN DAİRE BAŞKANI İKEN YAYINLASAYDIN DAHA İYİ OLMAZ MIYDI ? ACABA SENİ EDİRNE EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜNDEN ESKİŞEHİR EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜNE DEĞİL DE EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE ATAMAN YAPILSAYDI , SESİN ÇIKAR MIYD !… CEVABİ MEKTUBUNU EDİRNE HABERCİ İNTERNET SİTESİNE YOLLARSAN SEVİNİRİM.